Tatavla Keyfi ile yeniden rebetiko
Geçtiğimiz Pazar günü genel olarak rebetiko, özel olarak ise Tatavla Keyfi adlı müzik topluluğu ile ilgili Radikal’in İki ekinde bir yazı kaleme aldım. Aylardır şu kayıp sayfalarda bu müzikle ve onu icra edenlerle ilgili bir şeyler paylaşır dururum, sonunda bu enerjiyi işe yarayan bir kanala aktarıp daha çok insanla paylaşabildiğim için mutluluk duydum açıkçası. Netice itibariyle yaşadığımız topraklarda doğmuş olmasına rağmen çok da haberdar olmadığımız bir müzik kültürü rebetiko. Duyulması, sevilmesi benim de çok hoşuma gidiyor. Aslında insan kendiği sevdiği şeyin popülerleşmesinden her zaman zevk almayabilir, istemeden bencil bir yaklaşım sergileyebilir. Ben de acaba öyle miyim diye düşündüm başta, ama hayır, bir müzik türünden daha fazlası olan bu kültürü daha fazla insanın tanımasını ve ardındaki düşünceleri anlamasını çok isterim gerçekten. Hem ne yalan söyleyeyim daha önce yazdığım soğuk siyasi analiz yazılarından daha çok keyif bile verdi bana bu makale.
Tatavla Keyfi’ni bir tesadüf eseri Youtube’da keşfettiğimden beri takip ediyordum. Sonra yolum ilk İstanbul’a düştüğünde Badehane’ye gidip hünerlerini birinci elden, sahnede izledim. İstanbul gibi bu müziğe anavatanlık yapmış bir şehirde vahim seviyelerde bir rebetiko eksikliği yaşanırken, bu cici insanların sözkonusu boşluğu bir nebze doldurabilmesini heyecanla karşıladım. Sağolsunlar, Haris Rigas ve Alper Tekin ile biraz spontan birer söyleşi gerçekleştirdik. İkisinin de ayrı ayrı enteresan yaşam öyküleri var, yaptıkları müziğe öyle uyumlu ki.
Yazıyı okumanızı, ardından da ilk fırsatta Tatavla Keyfi’ni canlı olarak izlemenizi tavsiye ederim. Yetenekleri tecrübe ile sabittir.

